O yapayalnızdır. Oyunu hep uzaktan izler. O gol atmaz. Onun varoluş nedeni gol atılmasını engellemektir. 

Gol futbolun bayramıdır, golcü mutluluklar yaratır, kaleci ise bozguncudur, oyunbozandır. Suçu olmasa da fatura ona çıkartılır. Oyuncu dokuz kusurlu hareketten birini yaptığında, ceza ona verilir. Diğer futbolcular hata yaptığında, milimetrik bir pasla, güzel bir çalımla kendilerini affettirebilir. Onun böyle bir olanağı yoktur. 

Seyirci kaleciyi affetmez. Kaleci tek bir hatasıyla maçı mahvedebilir, şampiyonluk onun hatasıyla kaybedilebilir. Kara talihi ömrünün sonuna kadar onu terk etmeyecektir.

Eduardo Galleano, Gölgede ve Güneşte Futbol adlı kitabında işte böyle tarif ediyor kaleciyi...

Albert Camus, kısa kalecilik kariyerine rağmen, tarihin en ünlü kalecilerinden biriydi. Camus ve futbol yan yana geldiğinde, "Ahlâka dair ne öğrendiysem futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi" ifadeleri zihinlere yer etmiştir. 

Oysa bugünün kalecileri için, beklenmeyen köşe yok...